Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Adnan DENİZ
Adnan DENİZ
...
DUT AĞACININ GÖLGESİ
Her gün o dut ağacının gölgesine oturur, sessizce saçlarını tarardı nenem. Tarağa yapışan, dökülen saçlarını itinalı bir şekilde toplar, hep bir torbaya doldururdu.
 
  Kabullenmişliğin en doruk noktasında olan bir nineydi o. Neden dökülen saçlarını topluyorsun dendiğinde, zoraki bir cümle alabilirdik, dudaklarından.-"Sıratı geçerken ipim olacak bu saçlar benim ?derdi.
 
 Hepil, derdi kocasına anlamını bilmediğimiz bir kelimeyle. Hepil derdi ?Bu saçları mezarımın içinde yüzüme örtün. Vasiyetim bu benim" derdi. Hepili öfkelenirdi de o hep bilindik narasını fırlatırdı ortaya. Küfürler ona keza. Ama duymazdı onun ne dediğini köseli nenemiz. Yıllarca ölümü beklemekle geçen bir hayatın ahiret mutluluğuna adanmış bir ömürdü onunkisi.
 
  Hiç yaşamadığı hayatına sığdırdığı çocukların dertlerine adanmış bir ömür, geçip gitmişti işte böyle.
   Sessizce kalkardı dut ağacının gölgesinden Küçük bir iskembeye oturur, öyle bir abdest alırdı ki, su bile sarhoş olurdu. Uzun sürerdi namazları. Ne derdi ne dilerdi bilemediğimiz. Yüzü bembeyaz kesilirdi. Ama cehresinden bir gülümseme geçtiğini alenen görür gibi olurduk.
  Ne türkü bilirdi, ne şarkı. Ne laf bilirdi, ne öfke. Kimseleri kırmaz, karınca bile onun bu haline tebessüm ederdi sanki.
 
  O sanki bu dünyanın bir köşesine konulmuş denge taşıydı. Davranışları destur, inançları
Karşı konulmaz dirilikte birer sabır ağacıydı. Evin içinde bir değirmen taşı misali döner durur, hepilinin bütün işlerini bir kaplumbağa misali yavaştan yavaştan yapmaya koyulurdu. En son o küçük iskemlesinde görmüştüm onu. Elinde tespihi dua topluyordu mırıl mırıl.
 Bir akşam köseli nene ölmüş dediler. Çocuk aklımızla tahtadan yapılmış atlara binip gitmenin ölüm olduğunu O zaman hiç kavramamıştık.
 
Mezara koydular onu. Uzak bir köşeden bakakaldım. En son o kırlaşmış saçlarını örtüler yüzüne. Artık gözlerini göremiyorduk. Ne oldu baba dedim. Nenen cennete gitti oğlum, dedi. Neden ki dedim. Dut ağacının gölgesinden daha mı güzel orası? Evet, oğlum dedim. Daha güzel dut ağacının gölgesinden. Bizde gidelim mi dedim güzel o güzel yerlere. Vaktimiz var oğlum, hâlâ vaktimiz var. Önce köseli nenen gitsin, bize yer kapsın, sonra gideriz, derken sesleri ağlamsı bir hal alıyordu.
Gözlerinden iki damla gözyaşı döküldü yere. Onunla birlikte ağladım. Yıllar sonra, dut ağacının gölgesinden babamı aynı törenle uğurladığımızda ölümün var olduğunu ancak o zaman anladım.
Bu yazı toplam 768 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
AmdYazılım
Güneydoğu Haber