Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Esra TALU
Esra TALU
18 Temmuz 2020 Cumartesi 16:00
ETİK DEDİĞİMİZ
Önce biraz etik ve ahlak kavramlarını açmak istiyorum. Etik kelimesinin iki farklı kullanım alanı bulunur. Günümüzdeki kullanımında ahlak ile etik ayrışmaktadır. Ahlak kavramı bireylerin sosyal hayattaki ilişkilerini düzenleyen bir kurallar bütünü olarak görülür. Etik ise daha çok iş hayatındaki bireylerin davranışlarını inceleyerek düzenlemeyi hedefleyen bir kavram olarak kullanılır. Etik doğru ile yanlış olanın teorileştirilmiş hali iken ahlak bu teorik verilerin günlük hayata yani pratiğe aktarılması suretiyle işlevsellik kazanan bir kavramdır. Etik prensipleri temsil ederken ahlak bu prensiplerin davranışa dönüştürülmesini kapsamaktadır. 
 
İş dünyasının içinde olan herkesin - Etik mi ? Değil mi ? sorusu ile dönem dönem mutlaka karşı karşıya kalmışlığı vardır. 
 
Bugünkü yazımda girişimcilik dünyasında - etik çerçevede - doğru sandığımız yanlışlara değinmek istiyorum. İş hayatında hem girişim hem de yatırım tarafını deneyimlemiş bir iş insanı olarak rahatlıkla söyleyebilirim ki niyet hiç bir zaman kötü olmasa da günün sonunda etik konusunda bazı sıkıntılar yaşıyoruz. Girişimcilik artık tüm dünyanın gözbebeği bir meslek halini aldı. İşim gereği ben girişimciler ve girişimci adayları ile yakın çalışıyorum ve zaman zaman karşılıklı sohbetlerimizde kendileri ile kısa paylaşımlarda bulunuyorum. Bu yazı aracılığı ile bu hassas konuyu biraz daha geniş kitlelere açmayı umuyorum. 
 
Girişimcilik ekosistemi içinde pek çok gönüllü barındırdığından olsa gerek bazı girişimciler; kendilerine sunulan profesyonel hizmet ve servislere ücretsiz sahip olma ve/veya evrensel etik kuralların kendilerine uygunlanamayacağı gibi bazı öngörülere sahipler. Şimdi gelin bu konuyu biraz açalım. Diyelim ki kafanızda sadece bir fikir ile bir Kuluçka Merkezine gidiyorsunuz, yetkililer ile görüşüyorsunuz size fikrinizi nasıl işe çevirebileceğinize dair farklı Programları ile ilgili bilgiler veriyorlar. Fikrinizi orda geliştirmeyi öğreniyorsunuz. Ekip kurma, iş planı hazırlama, finansal tablolar, sunum yapma incelikleri, ürün, üretim, pazar analizi, segmentasyon, pazarlama, satış, büyüme, yurtdışına açılma, yatırımcı bulma ve daha pek çok konuda bu seçtiğiniz platformdan pek çok destek alıyorsunuz. Bununla da kalmıyor yine o platform üzerinden mentorlar ve sponsorlar ile tanışıyorsunuz. Network’ünüz her geçen gün büyüyor. Kapı kapıyı açıyor. İşinizi kuruyorsunuz. Tüm bunların neticesinde belki bir miktar belki de yüksek bir yatırım alıyorsunuz ya da önemli bir müşteri kazanıyorsunuz. Peki sonra ne oluyor? Çoğu zaman girişimci bu uzun soluklu yolda kendisine destek olan, fikrin işe dönüşmesinde kilit rol oynayan, en karamsar günlerinde yol gösteren, moral veren kurumların ya da kişilerin dahil olduğu bu kritik süreci unutabiliyor. Ya da ben zaten kendim de yapabilirdim, fikir benimdi havasına girebiliyor. Sonraki dönemeçlerde yakaladığı her fırsatı kendi yarattı sanıyor. Halbuki girişimlerin yolculuğuna yakından şahit olmuş biri olarak ben biliyorum ki orda çok büyük emek var. İşte bu noktada bazen etik davranmıyoruz.
 
Ne kadar iyi eğitimli de olsak bir hiç olarak başladığımız profesyonel kariyerimizde birilerinin hayatımıza dokunmuşluğu mutlaka oluyor. Hatayı da en çok bunu göz ardı ederek yapıyoruz.
 
Ve devam ediyoruz. Şimdi biraz fonlandık. Paramız var, artık işimizi büyütmek farklı pazarlarda boy göstermek istiyoruz. Ama bu bizim tanımadığımız, tecrübemizin olmadığı ya da kısıtlı olduğu başka bir dünya. Bu konuda muhtemelen az sayıda kaliteli hizmet alabileceğimiz firmalar/kişiler ile görüşüp acaba bize ücretsiz servis verirler mi diye şartları zorluyoruz.
 
En iyiyi istiyoruz ama karşılığında hiç bir şey vermek istemiyoruz.
 
Herkesin hedefi büyümek. Dünya pazarından pay almak. Yatırımcısına en yüksek geri dönüşü sağlamak. Ve tabi ki çok ama çok paralar kazanmak. Dünyada örnekleri o kadar çok ki; Apple’dan Facebook’a - kurucuların baştan beri kendilerine destek veren, o en zor anlarda yanlarında olan yetkinlikleri, tecrübeleri ve mentorluklarından faydalandıkları insanlardan ilk düzlükte kurtulmaları artık filmlere hikaye olmuş durumda. İşte bu hataya düşmemek gerek. Bize destek ve emek verenlere hakkaniyetli olmanın o kadar çok yolu var ki. Basamakları daha hızlı ve kolay çıkmanıza destek olanlara minnetinizin en basit göstergesi olarak teşekkür etmeyi deneyebilirsiniz. Bugünün dünyasında sosyal medya paylaşımlarında küçük bir atıfta bulunmak bile onları mutlu edecek sizi de saygınlaştıracaktır. Verilen emeğe, değere ve katkıya bağlı olarak ortaya konulan işin karşılığını bütçelendiremiyorsanız o zaman hisselendirebilirsiniz mesela. Bu yurtdışında oldukça kullanılan bir yöntemdir. İleri tarihli faturalandırma da çözümlerden biridir. Unutmayın bazen bugün için gözünüzde büyüttüğünüz bir hizmet ilerde size çok büyük kazanım sağlayabilir.
 
Çözümünüz ne olursa olsun, önemli olan karşı tarafa verdiği desteğin ve emeğin farkında olduğunuzu hissettirmenizdir. Hayatta hiç bir şey olduğu yerde durmuyor. Bugün kırdığınız bir kalp yarın karşınıza dişli bir rakip ya da işinizi çözecek kilit kişi olarak çıkabilir. 
 
Hakkaniyet ve vicdan dünyanın her yerinde ve her zaman paradan çok daha fazla itibar sağlar. Bugün Forbes 500’e girmiş dev şirketlerin tüketicilerine/kullanıcılarına “İyi kalpliliklerini” kanıtlamak uğruna harcadıkları milyarlarca dolarları düşünürsek iyi olmanın maliyetini ilk günden bütçelendirmekte fayda var. 
 
Sevgiyle, sağlıkla kalın.     
Bu yazı toplam 20203 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0095
Güneydoğu Haber