Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Esra TALU
Esra TALU
29 Ağustos 2020 Cumartesi 15:29
Lütfen Hayal Kurmaktan Vazgeçmeyin
Bu haftaki yazımı Kaliforniya, Los Angeles’dan yazıyorum. 80’li yıllarda İsviçre’de Üniversitede eğitim görürken tanıştım ben ABD ile. Academic Travel yani Akademik Gezi olarak tercüme edebileceğim, Üniversitemizin her dönem katılım mecburiyeti koyduğu ve bir ders yerine geçen bu gezilerde çok farklı ülkeleri tanıma şansı edindiğim için kendimi şanslı sayıyorum. ABD gezimizde 2 farklı şehir ziyaret etmiştik. Washington DC ve New York City. Politika Bilimi dersimizin hocası ve Üniversitemizin en popüler akademisyenlerinden Profesör Moris Mottale ile müthiş keyifli bir gezi olmuştu. Washington DC’de Yargıtaydan ( Supreme Court ) Georges Town University’e Beyaz Saray’a bir çok önemli kuruma ziyaretlerimiz olmuştu. New York’ta ise New York Stock Exchange ( New York Borsası ) binasına ve Rockefeller binasına yaptığımız ziyaretlerden çok etkilenmiştim.
 
O yıllarda girişimcilik özel olarak ele alınmıyordu ancak o seyahatte girişimcilik ruhunu kavramıştım. Tabi o zaman bunu bilmiyordum.
 
Resmi ziyaretler dışında hayata karıştığımız saatlerde tanıştığımız çeşitli mesleklerden insanlarla yaptığımız kimi ayak üstü sohbetlerde istisnasız herkesin bir hayal peşinde bu ülkeye geldiğini öğrenmek beni oldukça şaşırtmıştı. Bu ülkede hayal kurmak için kimseden izin almanıza gerek yoktu. Hatta hayali olmayanın garipsendiği bir yerdi ABD. Hayalinizin ne olduğunun çok bir önemi yoktu. İster ev sahibi olmak olsun, ister küçük bir restoran işletmek olsun, ister hayalinizdeki eğitim olsun sistem sizi hayallerinize kavuşturmak için kurgulanmıştı. Bugünün dünyasında bunu AI ( Yapay Zeka ) bazlı kurgulanmış bir girişim fikri gibi düşünün. Göçmenlerden veri topluyorsunuz ve bunun sonunda en çok hayal ettiklerine göre ülkedeki alt yapıyı geliştiriyorsunuz. Böylece ülkenize doğru kaliteli bir göç yönetmiş oluyorsunuz. Çünkü o her ülkenize gelen birey hayallerine ulaşmak için canla başla şevkle çalışıyor. İşte tam da buydu benim ABD’de edindiğim ilk izlenimler. Hayallere giden yol çok ama çok çalışmaktan geliyordu. Tabi ki yaratıcılık ve pratik zeka önemliydi. Ama unutmayın ABD kendi başına dünyanın en iyi pazarlama okullarına bedeldir. Eğer biraz etrafınıza dikkatli bakarsanız burada her şeyin ama her şeyin size bir şey satmak üzerine kurgulanmış olduğunu rahatlıkla görebilirsiniz. Hem de o kadar doğal yapılır ki bu hiç hissetmezsiniz. İşte bu da benim ABD’de öğrendiğim ikinci önemli şey oldu. Ekonomilerin büyümesi ve gelişmesi için, servis ve hizmet sağlayıcılar kadar alıcıların da olması zorunluluğu. Tasarruf ya da yatırım bile yapmak isteseniz bunun için önce para harcamanız gerekiyordu. ABD’de ev kiralamak mesela dünyanın en zor işidir. Çünkü bir Kredi Skor’unuzun olması gerekir. Bu da şu demektir siz harcama potansiyeli yüksek - ki bu çok iyi bir şeydir - aynı zamanda ödemelerini zamanında yapan biri misiniz? Değil misiniz ? Öyleyseniz skorunuz çok olumludur. Kredi kartı limitiniz yüksektir ve bankaların kapıları size sonuna kadar açıktır. Ev kiralamaya da satın almaya da hakkınız vardır. Ama diyelim ki geliriniz düştü kredilerinizi zamanında ödeyemediniz o zaman gitgide bir darboğaza saplanırsınız. Günün sonunda eviniz elinizden gider, ev kiralayamazsınız ve sokaklara düşersiniz. Bu denklemden de anlaşılacağı gibi
 
ABD’de başarmamak bir alternatif değildir. Sistem başarmak üzerine kurulmuştur.
 
Başaramayanlar için de pek fazla bir şey yapılmaz. Hiç unutmuyorum 2018 yılında Keiretsu Forum Türkiye başkanlığını yürüttüğüm dönemde iş için San Francisco’daydım. Dünyanın en zenginlerinin yaşadığı bu şehirde hayatımda görmediğim kadar çok homeless/evsiz insan görmüştüm sokaklarda. İnanamamıştım ve nasıl olabilir diye düşünmüştüm. Bu da tezimi bir kez daha doğruluyor aslında. Bu şu demekti başarmak zorundasın. Başaramazsan düşeceğin durum bu. Biraz kara mizah oldu belki ama hakikaten ABD’de sistem böyle işliyor. Bu ülkeye gelen göçmenlerin pek çoğu bugün Forbes’un 500 listesinde insanlar. Girişimleri milyar dolarlar değerinde. Yüzbinlerce insana istihdam sağlıyorlar. Başarılarının sırlarını paylaştıkları kadar yaşadıkları sıkıntıları da paylaşıyorlar. Örnek olması için, vazgeçmenin bir alternatif olmadığı bu dünyada mücadele etmenin kendilerine kattıklarını anlatıyorlar. İşte bu hafta ben de 80’li yıllarda tanıdığım, sonrasında evlendiğim, çocuklarımı doğurduğum bu topraklardan yazmak istedim sizlere. Ben bir Kaliforniya aşığıyım. Havasını, suyunu, gün batımını, hayat felfesini, insanını çok seviyorum bu eyaletin. Her gelişimde içimi bir heyecan kaplıyor. Ben de genç bir yaşta buraya göçmüşlerden biriyim çünkü. Anneliği ilk burda deneyimlemiş bir kadınım. Hiç unutmuyorum hamile halimle 1993 yazında - tabi naviyasyon ya cep telefonu diye bir şey yok o zamanlar - arabayla kendimi yollara atıp kaybolmamak için dualar ederdim. Eve sağ salim döndüğüme şükrederdim her seferinde. Fakat bunlar beni hep geliştirdi. Mücadele etmeyi öğretti. Kahve dükkanlarına girdiğimde bana sunulan yüzlerce seçenek arasında ne seçmem konusunda nasıl bocaladığımı hatırlıyorum. Alt tarafı bir kahve değildi işte. Seçenekler arasında zamanla favori kahvemin oluşması ve artık hiç tereddütsüz kahve siparişimi verebilmem o yaşlarda beni mutlu kılan deneyimlerdendi. Çocuklar için satın aldığım eşyaların içime sinmemesi durumunda hiç sorgusuz sualsiz ( no question policy ) iade hizmeti ABD’yi sevmeme çok büyük etkendir. Satın al, kormadan satın al. Evine götür. Evinde , kendinde, çocuğunda dene.
 
Beğenmedin mi? İçine sinmedi mi? Hiç dert etme. Geri getir. Paranı iade edelim. Yeter ki sen satın alma hevesini kaybetme.
 
Yaz yaz daha neler yazarım. Dile kolay tam 27 senedir bu ülkede yaşıyorum. Deneyimlerimi paylaşmayı seviyorum. GoGlobal’i de bu yüzden kurduk sevgili ortağım Tara ile. Arkadan gelenler daha az hırpalansınlar, hayallerine daha çok odaklansınlar istiyoruz. Çünkü çocuklarımıza, gençlerimize hayal kuramayacakları bir dünya bırakmak istemiyoruz. Siz hayal kurmaktan sakın vazgeçmeyin, gerisi bizde sevgili gençler.
 
Sağlıkla, sevgiyle kalın.
Bu yazı toplam 62666 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0486
Güneydoğu Haber