Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Dr.Erdal Özkan
Dr.Erdal Özkan
14 Kasım 2016 Pazartesi 20:37
VAKİT BU VAKİT

Milli irademize yapılan saldırının üzerinden 100 günden fazla zaman geçti.  Zihnimizde ki sesler ve  kareler ise bir ömür boyu orada kalacaklar.  Milletimizin darbeye topyekün direnişi, milli irade nöbetleri, Yenikapı'da ortaya koyulan milli birlik ve beraberlik şuuru sadece devleti ve orduyu değil tüm toplumu ve bireyi de dönüştürebilecek çok güçlü etkileri olan büyük bir miladdır.  

 

          İşgal kuvvetlerine direnen milletin derin bilgeliğini, asilliğini ve yiğitliğini yoldaş edinmek için vakit bu vakittir.  Bununla beraber geriye dönüp hem birey  olarak hem millet  olarak bizi hasta eden ve tüm toplumsal düzenimize nüfuz eden hatalarımız ile de yüzleşmek zorundayız. 
 
           İlk önce hastalığı teşhis etmek ile başlanmalıdır. Teşhisi hatırlamak ifadesi belki daha doğru olur çünkü yüzyıllar öncesinden gelir bu sorunun cevabı. 
 
           Tarihte yaşanan olaylar bugünümüze ışık tutar. Prof. Dr. Nevzat Tarhan darbeden sonra yazdığı bir yazısında Kanuni Sultan Süleyman ile Şeyh Yahya Efendi arasında geçen hadiseyi hatırlatarak darbeler kadar tehlikeli  bu hastalıklara dikkat çekiyor. 
 
            Kanuni bir mektup ile şeyh efendiye sorar :  Sen ilahî sırlara vâkıfsın. Kerem eyle de bizi aydınlat. Bir devlet hangi halde çöker? Osmanoğulları’nın âkıbeti nasıl olur? …şeklinde mektubunu gönderir. Güzel bir hatla yazılmış mektubu okuyan Yahyâ Efendi’nin cevabı bir bakıma çok kısa, ama içinden çıkılmaz bir haldedir: “Neme lâzım be Sultânım!
​

Kanuni hayretle ve sitemle bizzat gelerek sorar, Yahya Efendi cevaben…

 

Sultânım sizin sorunuzu ciddiye almamak kâbil mi? Ben sorunuzun üzerine iyice düşündüm ve kanaatimi de açıkça arz ettim.

 

İyi ama bu cevaptan bir şey anlamadım. Sadece “neme lâzım be Sultânım!” demişsiniz. Sanki “Beni böyle işlere karıştırma” der gibi bir anlam çıkarıyorum.

 

Sultânım! 

 

1-Bir devlette zulüm yayılsa, haksızlık şâyi olsa, işitenler de “neme lâzım” deyip uzaklaşsalar, 

 

2-Koyunları kurtlar değil de çobanlar yese, (yani kayırılmış kişiler varsa) bilenler bunu söylemeyip sussa. 

 

3-Fakirlerin, muhtaçların, yoksulların, kimsesizlerin, feryâdı göklere çıksa (yoksulluk, korumasızlık ) da bunu da taşlardan başkası işitmese, işte o zaman devletin sonu görünür. 

 

Böyle durumlardan sonra 

Devletin hazinesi boşalır, 

Halkın itimâd ve hürmeti sarsılır, 

 

Asayişe itaat hissi gider, halkta hürmet duygusu yok olur. Çöküş ve izmihlâl de böylece mukadder hâle gelir...

 

          Ne dersiniz bu hastalıkların acil tedaviye ihtiyacı yok mu? 

Bu yazı toplam 25518 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0069
Güneydoğu Haber