Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Meryem Sarıkaya
Meryem Sarıkaya
14 Kasım 2017 Salı 09:26
YAŞAMAK

      Yaşamak… Engin ve hür… Dolu dolu yaşamak…Aklın hüküm sürmeye çalıştığı diyarlarda, kalbin fısıltısını duyarak yaşamak. İçte yanan ateşin buğusunu gözlerde görerek yaşamak. Dudaklardan dökülen sözlerde mutluluk kıvılcımlarını hissederek yaşamak. Yaşamak bir sır, yaşamak cevabı içinde olan bir bilmece, bazen büyülü bir dünya, bazen tek hece...Bakışlarımızın arkasına gizlenmiş sürükler gizlice...

 

     Yaşamak nedir bilir misiniz?Sabahleyin kalkıp aceleyle kahvaltı yapıp telaşla bir yere yetişmeye çalışmak mı?Bir yuvanız, bir işiniz olması mı?Sürekli eş, dost, akraba ile birlikte olmaya çalışmak mı? Gün içinde sıralanmış zorunlu yapılması gerektiğini düşündüğünüz davranışları gerçekleştirmek mi?Yıkanan çamaşırlar asılacak, çocuklar okuldan alınacak, kayınvalideye gidilecek, markete gidilecek, dayılara uğranacak çünkü bekliyor, akşam için yemek hazırlanacak......gibi uzayıp giden bir yığın zihin yorgunluğu!.....

 

     Yaşamak nedir bilir nisiniz?Evet deyip yaşamanın tarifini yapmaya başladınız değil mi?Aslında bu sorunun cevabını herkesin bildiğini düşünüyorum.Şu dünya telaşesi içinde hepimiz kendimize göre en güzeli, en iyiyi yaparak yaşıyoruz. Hepimizin bir hayat felsefesi var. İçimizde neyi hissediyorsak yaşamımıza onu damıtıyoruz....

 

     Bence yaşamak farkında olmaktır. Yaşadığının farkında olmaktır belki de....İlk önce bu dünyada bir görevimiz olduğunu algılarız. Sığındığımız bu kudretli güç her zaman yanıbaşımızdadır.İsteklerimiz onadır, duamız onadır, beklentilerimiz onadır.Sırtımızı dayadığımız güçle o kadar sağlamlaşırız ki ne kar-boran, ne de yağmur-dolu bizi yıkabilir.Yaşadığımız her şeye hikmet penceresinden bakarız...Hikmet penceresinden izlenen hayat nasıl munis, nasıl narin, nasıl cömert, nasıl huzurlu, nasıl, nasıl, nasıl anlatılabilsin ki ....Sözcükler fukara, sözcükler kifayetsiz, sözcükler güçsüz, sözcükler çok hafif....

 

     Seher vakti tan yerinin ağarıp sonra yavaş yavaş güneş ışınlarının yeryüzüne saçılışının muhteşemliğiyle gün başlar.Bir hayat iksiri gibi... Bir düşünün, ne zamandan beri güneşin ışınlarının dağlara vurmasını, sonra yavaş yavaş her yeri aydınlatarak göklerde parıldamasını izleyerek yaşama başladınız? Kaç defa seherin buğusunda yapraklar üzerindeki çiğ damlalarında güneş ışığını yansıttınız? Ne zamandan beri inanılmaz bir iç huzuruyla güne şükrederek başlıyorsunuz?

 

     Dağların arasında bir göl kenarına uzanıp akşamın kızıllığına boyanmayalı ne kadar oldu?Yıldızlı gecelerin büyüsüne kapılıp başın göklerdeymiş gibi koşturmayalı, bir hazan mevsiminin kurumuş yağraklarını, bir ilkbaharın renkli dünyasını hissetmeyeli, bir çocuğun gülüşünde dünyayı seyretmeyeli, bir suyun berraklığında kaybolmayalı ne kadar oldu?

Dolu dolu yaşa ki yaşatabilesin...Yaşatabil ki yaşayabilesin...Yaşadığımızı daima hissetmemiz dileğiyle!...

Bu yazı toplam 2535 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Zeycam Karateke / 14 Kasım 2017 Salı 20:16
Yaşamak
Çok güzel olmuş. Yaşamak Allah'ın \"Muhyi\" ismini düşünerek, çevresindeki güzellikleri farkederek yürümek.
100 %
Beğendim
Beğenmedim
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0335
Güneydoğu Haber