Karakter boyutu :
Kadın erkek eşitliği yorumu
Kadın erkek eşitliği açısından Türkiye'deki yasal düzenlemelerde eksiklik yok"
15 Mart 2010 / 10:55
Kadının Statüsü Genel Müdür Yardımcısı Leyla Coşkun, kadın erkek eşitliği açısından Türkiye'deki yasal düzenlemelerde bir eksiklik olmadığını söyledi.
Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Kadının statüsü, sorunları ve kadına yönelik şiddet' konulu konferansa katılan Coşkun, son 10 yılda kadın erkek eşitliğini güçlendirici çok önemli düzenlemeler yapıldığını aktardı. Bu konuda yasal düzenlemelerde eksikliklerin kalmadığını dile getiren Coşkun, kadına yönelik şiddeti ise eğitimlerle, yasal düzenlemelerle, cezalarla en aza indirmeye çalıştıklarını kaydetti.
Kadınların en ciddi sıkıntılarından birinin eğitim olduğunu anlatan Coşkun, "Temel eğitim olarak kabul edilen sekiz yıllık ilköğretim süreci, 6-14 yaş grubundaki kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu kılınırken, devlet okullarında parasız veriliyor. İlköğretim kademesinde toplam okullulaşma oranı son on yılda artış gösterdi. 1997-1998 öğretim yılında ilköğretim kademesi net okullulaşma oranı toplamda yüzde 84,7 iken, erkek ve kız çocukları için bu oran sırasıyla yüzde 90,3 ve 79 olarak kaydedilmiş. 2008-2009 öğretim yılına gelindiğinde ise, net okullulaşma oranı yüzde 96,49 olmuş, erkek ve kız çocukları için net okullulaşma oranı sırasıyla yüzde 96,99 ve 95,97 olarak gerçekleşmiştir." dedi.
2009 yılı itibariyle üniversitede eğitimini sürdüren 2 milyon 889 bin 70 öğrencinin 1 milyon 269 bin 557'i yani yüzde 44'ünü kız öğrencilerin oluşturduğunu hatırlatan Coşkun, "Akademik personelde ise kadının durumuna bakıldığında; öğretim üyesi, öğretim ve araştırma görevlisi ile okutman kadroları içinde kadın oranı yaklaşık yüzde 40 ile birçok ülkeden daha yüksektir. Bu, çok önemli bir oran olmakla birlikte yüzde 9,8 rektör ve yüzde 15,3 dekanlık gibi üst pozisyonlarda erkek egemenliği devam ediyor" diye konuştu. Coşkun, eğitimde Türkiye'nin hedefinin, 2013 yılına kadar kız ve erkek çocuklar için okullulaşma oranını yüzde 100'e ulaştırmak olduğunu vurguladı.
Kadının siyasal yaşama katılımının ilk basamağı kabul edilebilecek yerel yönetimlerde de temsilinin çok az olduğuna değinen Coşkun, 29 Mart 2009 Yerel Seçimlerinde 19 siyasi partinin katıldığını ifade ederek şunları söyledi: "44 kadın il belediye başkanlıklarına, 321 kadın da ilçe ve belde belediye başkanlıklarına aday gösterildi. Söz konusu seçimlerde, toplam 2 bin 948 belediye başkanı seçilmiş olup bunlardan sadece 27 tanesi yani yüzde 0,9'u kadındır. Bu kadınlardan ise sadece iki tanesi il belediye başkanı olmuştur. 31 bin 790 Belediye Meclis üyesinin ise bin 340 tanesini yüzde 0,42'ni kadınlar oluşturdu. İl Genel Meclisi üye sayısına bakıldığında da durum çok farklı görünmüyor. Toplam 3 bin 379 İl Genel Meclis üyesinin 110'nu yüzde 3,25'i kadın. "
Kadının hem fiziki hem de psikolojik şiddet gördüğünü kaydeden Coşkun, "Ne acıdır ki kadınlarımız kendilerini en çok güvende hissetmeleri gereken evde şiddete maruz kalıyorlar." ifadesini kullandı.
Yapılan araştırmalarda eşi tarafından uygulanan şiddetin kadınların yaşamında en çok karşılaştıkları şiddet türü olduğunu söyleyen Coşkun, en az bir kez evlenmiş kadınların yüzde 26 ile yüzde 57'sinin, eşi tarafından fiziksel veya cinsel şiddet gördüğüne dikkat çekti.
Coşkun, "Fiziksel veya cinsel şiddete uğramış kadınların, şiddete uğramamış kadınlardan üç kat daha fazla oranda intiharı düşündüğü ve dört kat daha fazla oranda intihara teşebbüs ettiği ortaya çıkmıştır. Her 10 kadından biri gebeliği süresince dayak yediğini ifade etmiştir. Şiddet yaşayan kadınların neredeyse yarısı görüşme yapılmadan önce hiç kimseye yaşadıklarını anlatmamıştır." dedi. (CİHAN)
Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Kültür Merkezi'nde düzenlenen 'Kadının statüsü, sorunları ve kadına yönelik şiddet' konulu konferansa katılan Coşkun, son 10 yılda kadın erkek eşitliğini güçlendirici çok önemli düzenlemeler yapıldığını aktardı. Bu konuda yasal düzenlemelerde eksikliklerin kalmadığını dile getiren Coşkun, kadına yönelik şiddeti ise eğitimlerle, yasal düzenlemelerle, cezalarla en aza indirmeye çalıştıklarını kaydetti.
Kadınların en ciddi sıkıntılarından birinin eğitim olduğunu anlatan Coşkun, "Temel eğitim olarak kabul edilen sekiz yıllık ilköğretim süreci, 6-14 yaş grubundaki kız ve erkek bütün vatandaşlar için zorunlu kılınırken, devlet okullarında parasız veriliyor. İlköğretim kademesinde toplam okullulaşma oranı son on yılda artış gösterdi. 1997-1998 öğretim yılında ilköğretim kademesi net okullulaşma oranı toplamda yüzde 84,7 iken, erkek ve kız çocukları için bu oran sırasıyla yüzde 90,3 ve 79 olarak kaydedilmiş. 2008-2009 öğretim yılına gelindiğinde ise, net okullulaşma oranı yüzde 96,49 olmuş, erkek ve kız çocukları için net okullulaşma oranı sırasıyla yüzde 96,99 ve 95,97 olarak gerçekleşmiştir." dedi.
2009 yılı itibariyle üniversitede eğitimini sürdüren 2 milyon 889 bin 70 öğrencinin 1 milyon 269 bin 557'i yani yüzde 44'ünü kız öğrencilerin oluşturduğunu hatırlatan Coşkun, "Akademik personelde ise kadının durumuna bakıldığında; öğretim üyesi, öğretim ve araştırma görevlisi ile okutman kadroları içinde kadın oranı yaklaşık yüzde 40 ile birçok ülkeden daha yüksektir. Bu, çok önemli bir oran olmakla birlikte yüzde 9,8 rektör ve yüzde 15,3 dekanlık gibi üst pozisyonlarda erkek egemenliği devam ediyor" diye konuştu. Coşkun, eğitimde Türkiye'nin hedefinin, 2013 yılına kadar kız ve erkek çocuklar için okullulaşma oranını yüzde 100'e ulaştırmak olduğunu vurguladı.
Kadının siyasal yaşama katılımının ilk basamağı kabul edilebilecek yerel yönetimlerde de temsilinin çok az olduğuna değinen Coşkun, 29 Mart 2009 Yerel Seçimlerinde 19 siyasi partinin katıldığını ifade ederek şunları söyledi: "44 kadın il belediye başkanlıklarına, 321 kadın da ilçe ve belde belediye başkanlıklarına aday gösterildi. Söz konusu seçimlerde, toplam 2 bin 948 belediye başkanı seçilmiş olup bunlardan sadece 27 tanesi yani yüzde 0,9'u kadındır. Bu kadınlardan ise sadece iki tanesi il belediye başkanı olmuştur. 31 bin 790 Belediye Meclis üyesinin ise bin 340 tanesini yüzde 0,42'ni kadınlar oluşturdu. İl Genel Meclisi üye sayısına bakıldığında da durum çok farklı görünmüyor. Toplam 3 bin 379 İl Genel Meclis üyesinin 110'nu yüzde 3,25'i kadın. "
Kadının hem fiziki hem de psikolojik şiddet gördüğünü kaydeden Coşkun, "Ne acıdır ki kadınlarımız kendilerini en çok güvende hissetmeleri gereken evde şiddete maruz kalıyorlar." ifadesini kullandı.
Yapılan araştırmalarda eşi tarafından uygulanan şiddetin kadınların yaşamında en çok karşılaştıkları şiddet türü olduğunu söyleyen Coşkun, en az bir kez evlenmiş kadınların yüzde 26 ile yüzde 57'sinin, eşi tarafından fiziksel veya cinsel şiddet gördüğüne dikkat çekti.
Coşkun, "Fiziksel veya cinsel şiddete uğramış kadınların, şiddete uğramamış kadınlardan üç kat daha fazla oranda intiharı düşündüğü ve dört kat daha fazla oranda intihara teşebbüs ettiği ortaya çıkmıştır. Her 10 kadından biri gebeliği süresince dayak yediğini ifade etmiştir. Şiddet yaşayan kadınların neredeyse yarısı görüşme yapılmadan önce hiç kimseye yaşadıklarını anlatmamıştır." dedi. (CİHAN)
Bu haber toplam 422 defa okunmuştur
Kaynak: 






