Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Hüzeyfe FINDIK
Hüzeyfe FINDIK
20 Aralık 2017 Çarşamba 16:45
EŞEĞE NE YAPMALI?

 

Adamın birisinin tarlasına bir eşek girer.  Emek verip yetiştirdiği ekinlerini yemeğe başlar. Bunu fark eden tarla sahibi,  eşeği tarlasından nasıl çıkaracağı konusunda kararsızlığa düşer. Adam, hemen aceleyle evine gider. İşe yarar ne kadar aleti varsa hepsini alır. Çünkü öyle kaybedecek zamanı yoktur ve bir şeyler yapması gerekmektedir. Uzun bir sopa, bir çekiç, bir miktar çivi ve bir de büyükçe bir tabaka mukavva getirir.

 

  Mukavvanın üzerine şöyle yazar: “Ey eşek tarlamdan çık.” Sonra mukavvayı çivi ve çekiçle uzun sopaya çakar. Sopayı eline alarak tarladaki ekinleri yemekte olan eşeğin yanına varır. Elindeki pankartı kaldırır. Sabahın erken saatinden itibaren akşam güneş batıncaya kadar ayakta bekler. Fakat eşek tarlasından çıkmaz. Adam şaşkın bir şekilde, “Belki de eşek pankartta ne yazılı olduğunu anlamamıştır” diye düşünür. Eve gider ve uyur.

 

  Ertesi sabah, çok sayıda pankart hazırlar. Çocuklarını ve komşularını da çağırır. Köy halkınıda galeyana getirir.  Yani bir zirve toplar. İnsanları bir düzene koyar ve ellerine pankartları verir.  Eşeğin etrafını çevirmiş olan İnsanlar, sloganlar atmaya başlarlar. “ Eşeğe ölüm”, “Ey eşek tarladan çık.”  “Yazıklar olsun sana ey eşek, tarla sahibinden ne istiyorsun?”  “Ey eşek çıkmazsan fena olacak”.  Eşek ise, etrafındakilere aldırış etmeden ekinleri yemeye devam eder. İkinci günde sona erer. İnsanlar bağırmaktan, slogan atmaktan yorulmuş ve sesleri de kısılmıştır. Bakarlar ki, eşek kendilerine aldırmıyor, evlerine yorgun ve moralleri bozuk bir şekilde dönerler. “Başka bir çözüm bulmak lazım” diye aralarında konuşurlar.

 

   Üçüncü günün sabahı,  adam eşeği tarladan çıkarmak için yeni bir plan yapar.  Bir an önce bir şeyler yapması gerekir.  Çünkü eşek ekinleri bu gidişle bitirecektir. Adamın yeni icadı eşeğin kuklasıdır.  Görüntü olarak da gerçek eşeğe çok benzemektedir. Eşeğin tarlada ekinleri yediği yere gelince, kalabalığın yanında maket üzerine benzin döker ve ateşe verir. Kalabalık tekbir getirmeye başlar. Eşek şöyle bir ateşin olduğu yere bakar, sonrada umursamaksızın tarlada ekinleri yemeye devam eder. Kalabalık , “ Amma da inatçı eşekmiş, laftan anlamıyor”  diye söylenirler.

 

   Bu sefer de eşekle görüşmek için heyet gönderirler ve tarla sahibinin kendisinden çıkmasını istediğini söylerler. “Çünkü o, bu konuda haklıdır ve doğru olan da senin çıkıp gitmendir” derler. Eşek bütün bu konuşmalara aldırmadan otlamaya devam eder. Bütün bu başarısız girişimden sonra, eşeğe yeni bir teklifle giderler ve tarla sahibinin bir kısmından vaz geçmeye hazır olduğunu söylerler. Eşek yine onlara aldırmaz. “Üçte birini sana verecek” derler olmaz.  “Yarısını sana verecek” derler, eşekte yine cevap yok.

 

  Sonunda peki, ”İstediğin alanı sen belirle, ama belirlediğin alanın dışına çıkma” teklifinde bulunurlar. Eşek,  başını kaldırır artık yiye yiye iyice doymuştur. Tarlanın kenarına doğru biraz ilerler. İnsanlara şöyle bir bakar ve bekler. İnsanlar nihayet anlaşmaya yanıştı diye sevinirler. Tarla sahibi tahta çitlerle tarlayı ikiye böler ve eşeğin hissesini ona bırakır. Ertesi sabah tarla sahibini bir sürpriz beklemektedir.

 

   Eşek kendi hissesini bırakmış, tarla sahibinin hissesinde otlanmaktadır. Tarla sahibi tekrar mitinglere başlar. Pankartlarla eşeğe tepkisini ortaya koyar. “Anlaşılan bu eşek laftan anlamayacak. Herhalde bu yörenin eşeği değil, başka bir köyden gelmiş olmalı” diye düşünerek, tarlanın tamamını eşeğe bırakıp, başka bir köyden tarla almaya karar verir.  Bütün köylünün huzurunda bu düşüncesini onlara açar. Bu esnada işgalci, inatçı ve hiçbir kimseyi umursamadan sürekli zarar veren eşeği çıkarmak için toplanan ve çaresiz kalan kalabalığın içinden bir çocuk, kalabalığı yararak tarlaya girdi. Eline bir sopa alarak, eşeğin kıçına şöyle bir vurdu.

 

  O anda herkesi hayrete düşüren bir şey oldu. Bir türlü söz dinlemeyen eşek dörtnala koşarak tarlayı terk etti. Herkes mahcubiyet içinde, “Şu ufaklık hepimizi rezil etti, komşu köye de maskara olacağız” diyerek,  kendi aralarında konuşup bir karara vardılar. Hemen oracıkta çocuğu öldürdüler ve eşeği de tarlaya tekrar soktular. Akabinde de çocuğun şehit olduğu haberini etrafa yaydılar.

 

   Mohamed Abbas Orabi isimli birinin yazdığı bu hikâyeyi şöyle bir yaşadığımız günlere güncellersek, buradan insanların öz vatanının hukuksuz ve zalimce gasp edilmesi, bu durum karşısında sahiplerinin ve onlara destek olanların çaresizliği, bilgisizliği, korkaklığı, dirayetsizliği ve iş bilmezliği adına tanıdık yerler, tanıdık isimler ve tanıdık ülkeler gerçeği ortaya çıkar her hâlükârda!

 

    En yeni ve güncel olanı da Filistin toprakları ve Kudüs olsa gerek. Geriye doğru gittiğimizde ise, İslam coğrafyasındaki gasplar ve yaşanılan pek çok acıların hangisinden bahsetsek,  aynı hikâyedeki eşek ve ona tepki koyan insan örnekleri yine ortaya çıkacaktır. “Bu günün eşeklerine ne yapmalı?”  konusuna gelince. Bu hikâyede anlayanlara zaten yeterince mesaj verildiğine inanıyorum. Bunun ötesinde ne yazık ki başka bir çözümde gözükmüyor. Bu durumda da herkes kendi tarlasına giren eşeği kovmak için, sopasını bir an önce hazırlamalı diye düşünüyorum. Benim bu hikâyeden anladığım bu. Yok, miting-slogan yâda pankartla bunu çözeceğine inanan varsa, buyursun denesin. Çünkü eşekler hala tarlalarımızda otlanmaya devam ediyorlar.

Bu yazı toplam 19564 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0109
Güneydoğu Haber