Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Meryem Sarıkaya
Meryem Sarıkaya
03 Şubat 2020 Pazartesi 19:10
BABA OCAĞI
Buram buram mutluluk kokar... Güven verir, dinlendirir, her zaman sımsıcak karşılar. Göklerden daha
yüce, denizlerden daha derin, dağlar gibi dimdik, ovalar gibi bereketli, güneş gibi aydınlıktır. Her zaman can-ı gönülden sarar sarmalar bizi. Dünyanın en güzel, en pırıltılı şehirleri onun yanında sönük kalır.
 
Orada bütün krallardan daha kralızdır. Gönlümüz hoş, ruhumuz dingin, içimiz hep ferah... Her mevsim
ilkbahar tadında yaşanır. Envai türlü çiçekler açar bahçelerde, kuşlar ötüşür, sular şırıldar. Ne gönülde
hasret kalır, ne gam kasvet... Nereden mi söz ediyoruz? Yeryüzünün cennetinden tabiiki, yani BABA
OCAĞI ından.
 
Herkes gibi benim için de baba ocağı bir başkadır. Özellikle ilkbaharla birlikte yaşadığımız yayla günleri baba ocağının en güzel zamanlarını barındırır. Hayallerimin en güzellerinden biri Armutalanında(AşağıSalak, Aşşakıdam)baba ocağına her ilkbaharda bir gün gitmek. Mümkün olduğunca bunu yaparak doya doya içime çekerim huzuru. Köyden biraz uzak. Yola çıktığımızda yol boyunca şırıl şırıl akan bir dere ve ceviz ağaçları bize eşlik eder. Efsaneler diyarı Mercen kayalıklarını geçip Bal pınarından soğuk sular içerek
 
Kireç ocağını da döndük mü Cipcip oluğa ulaşırız. Abdal büvetini geçince Kara Kız pınarında serinleyerek tepenin başında yıllara meydan okuyan yayla evimizle buluşuruz. Yer yer sıvaları dökülmüş, camları tuz-buz olsa da ona eşlik eden birkaç evle birlikte dimdik ayakta. Basamakları biraz aşınan tahta merdivenden dama çıktığınızda her yer ayaklarınızın altında. Kuşbakışı etrafı izleyerek mis gibi doğal hayatı içimize çekebiliriz. Kenarındaki harman yemyeşil, papatyalar, gelincikler süslemiş her yanını. İki tarafındaki ceviz ağaçlarının gölgesinde dinlenen çardaklar gururlu. Bahçe rengarenk. Şeftaliler pespembe, kirazlar bembeyaz, elmalar, erikler çiçekleriyle coşkun, dutlarda kuş cıvıltıları, her tarafta uçuşan kelebekler... Harmanın üst tarafında suyunu tekneye hoplatarak boşaltan şirin çeşme. Babamın en güzel hayratı susuz yerlere su getirmekti. Önce suyu getirir sonra da hemen yanına bir dut, bir de kiraz kurt-kuş yesin diye dikerdi. Bu çeşme de onlardan biri.
 
Yayla evimizde olmak muhteşem! Penceresinden içeri baktığımda sanki köşede babam namaza
durmuş, ocaktan kül çöreğinin kokusu gelir. Uzaklardan çoluk-çocuk sesleriyle yarışan oğlak, kuzu
seslerinin arasına anamın keçileri sağdığı bakır helkenin gıcırtısı da karışır. Keçilerin çan sesleriyle
köpeklerin havlaması birleşir. Konu komşunun sesleri kayalıklardan yankılanır. Canlı, capcanlı bir yaşamın izleri bunlar...
 
İlkbahar günleri... Ahhh özellikle biz çocuklar için bambaşkadır. Karların erimesiyle coşkun akan
derelerin şarkısına binbir türlü yiyecek bereketli toprakları süsler. Buralara geldiğimde kendimi hala bu
 
yiyecekleri toplamak için ormanda, tarlada bayırda bulurum. Çüşdede ve topalan kararan toprakta ilk
çıkanlardı. Kenger yemesi en zahmetli olan. Ekşilemek ve kuzu kulağı mayhoş tadıyla insanın içini bir hoş eder. Geçemek biraz havuca benzer. Yarala çubuğu kabuğu soyularak yenir. Lale tatlı bir soğan gibi...
 
Çiğdem! En güzeli... Mor çiçekliler daha çok ormanda olur. Çiğ olarak yenir. Sarı çiçekliler tarlalarda boy gösterir. Deveboynu örülerek önce közde pişirilir, daha sonra afiyetle yenir.
Herkesin gönlünde taht kuran bir Baba Ocağı vardır değil mi? Bir ilkbahar daha yaklaşırken Baba
Ocağımıza gitmeye ne dersiniz?
Bu yazı toplam 71729 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz. -0.0095
Güneydoğu Haber