Çok Okunanlar
Karakter boyutu :  18 Punto16 Punto14 Punto12 Punto
Vedat Kahyalar
Vedat Kahyalar
vedatkahyalar@hotmail.com
ADANA DENİNCE AKLA GELENLER
Kişilerin, kurumların ve kentlerin imajını bizzat kendisi ve mensupları oluşturur. Dışarıdan algılanış biçiminizin sorumlusu bizzat sizsiniz. Bazen yanlış algılanmalar olabilirse de genellikle çoğunluğun davranış ve bakış açıları o kentin kimliğini oluşturur.
 
 Bu girişten sonra Adana'nın algılanışına göz atarsak önümüze hiç de güzel bir sonuç çıkmıyor maalesef! Ankara'dan algılanışımızdaki en önemli olumsuz durum kendimizi, ihtiyaçlarımızı ve kentteki olumsuz değişiklikleri yukarıya ısrarla anlatamayıp savunamayışımızdan kaynaklanıyor.
 
 İşsizligin can yakıcı boyutlarda olduğu Adana, ; Ankara'da, hâlâ kendine yeten, zengin ağalar memleketi olarak tanınıyor. Adana'ya gelen hükümet, STK, Sanat alanındaki üst düzey yetkilileri ağırlayış biçimimiz, abartılı sunumlarımız, Ankara'da dilden dile anlatılıyor.
 
"Meşhur metrelik Adana kebap" yanında envai türlü ızgara ve salata, ardından özel tatlı ve içeceklerle yemek sarhoşu edilen misafirlerimiz buradan genellikle  Temsa otobüs fabrikasına götürülür, oradan Organize Sanayinin en gelişmiş gıda ve tekstil firmalarına yapılan geziler, ardından Seyhan nehri ve gölünün etrafında gezdirilip lüks bir mekanda yorgunluk kahvesi ve akşam yemeğine geçilir. Yapılan toplantılarda ilin önde gelen bürokrat, milletvekili ve STK başkanları; ne kadar çok çalıştıklarını ve destansı başarılarını anlatırlar, sonra gece sona erer. Sabah muhteşem bir kahvaltıdan sonra dönüş yolculuğundan önce, misafirlerimize, Adana'ya has hediyelerden bolca takdim edilir. Sadece gelen etkili konuklara değil koruma ve hizmetliler de hediyelerden nasibini alır.
 
 Bu şekilde ağırlanarak çok mutlu bir biçimde Ankara'ya dönen bakan, genel müdür, STK genel başkanları, ünlü gazeteciler...yaşadıklarını ailesine, çalışma arkadaşlarına, parti merkezine abartılı bir biçimde anlatırlar. Akılda kalan Adana'da yenilenler, içilenler, nehir ve göl manzaralı güzel ortamlar, gelişmiş sanayisi ve uçaktan görünen uçsuz bucaksız tarım alanlarıdır.Yani zenginlik ve bolluktur.
 
Kendilerinin başarılı bulunması için; kentin varoşlarını, işsizlikten dolup taşan kahveleri, çamur deryası sokakları, kapanan işyerlerini, düzensiz sokak ve caddeleriyle plansız Adana'yı, hizmetin aksadığı güney mahallelerini, metropol olmasına rağmen, doğru dürüst bir kültür merkezimizin olmayışını,bazı ilçelerimizde kişi başına düşen milli gelirin Afrika ülkelerinden aşağıda olduğunu (Aladağ, Saimbeyli, Feke,Tufanbeyli..) trafik çilemizi,
hava kirliliğimizi, işsizlikteki şampiyonluğumuzu, teşvikteki ihmal edilişimizi, limanımızın olmayışını,bir türlü tamamlanamayan inşaatlarımızı,  verimsizliğimizi… anlatamayan Adana'nın temsilcileri konuklarını iyi ağırlamakla Adana'ya hizmet ettiklerini sanıyorlar. 
 
Bilmiyorlar ki "ağlamayana yemek yok" ilkesi acımasızca işliyor!
 
Eğer bir bakanımız yoksa, etkili yerlerde önemli bürokratlarımız yoksa bunun sorumlusu yine organize olamayan, inat ve ısrarla işimizin takipçisi olamayan ve temsilcilerini doğru seçemeyen  biziz.
 
 Adana olarak artık " Ağa kültürünü"  terk edip refahımız için geleceğimiz için "İstemeyi öğrenmeliyiz".
 
Zengin, sanayileşmiş, adliye vakalarıyla anılan bir kent değil, sanayiciliği, üretmeyi, tarımı bilen potansiyeli çok yüksek ancak  aldığı niteliksiz insan  göçüyle haddinden fazla büyümüş, ihtiyaçları büyük olan bir kentiz. Bunu Ankara'nın anlayabilmesi için tüm kişi ve kuruluşlar üzerlerine düşen sorumluluğu yerine getirmelidir.
 
Adana'yı sevmek o zaman başlar.
 
Şimdi  Diyap Ağa geldi aklıma.
Kim bu Diyap Ağa?  kısaca anlatayım:
Diyap Yıldırım, bilinen adıyla Diyap Ağa kimlikteki tam adı Dersimli Diyap Ağa (d. 1831, Çemişgezek, Tunceli - ö. 1935, Divriği, Sivas), Zaza siyasetçi ve aşiret reisi, I. Donem TBMM Tunceli milletvekili.
 
Milletvekili olarak atandıktan sonra, kendisini uğurlamak için toplanan ahali içinden biri kendisine ''Diyap ağa, artık mebus oldun, gidince bizleri unutmayasın'' demiş, Diyap ağa  şöyle karşılık vermiştir:
 
 '' siz sütsünüz ben de bu sütün kaymağı, eger siz bozuksanız ben de bozuğumdur.''
...........
 
Demek ki biz sütüz ve niteliğimizde pek iç açıcı değil...
Bu yazı toplam 11973 defa okunmuştur.  
Kalan Karekter Sayısı : 500
Yazarın Diğer yazıları
Sitemizdeki yazı ve resimlerin her hakkı saklıdır. İzinsiz ve kaynak gösterilmeden kullanılamaz.
AmdYazılım
Güneydoğu Haber